Sıkıca sarıldılar birbirlerine, tek beden olmak,içinde saklamak, korumak ister gibi.

Gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı o gün.Rüzgar ağaçların turunculaşmış yapraklarını savuruyordu şehrin her köşesine. Sonbaharın renkleri sarmıştı her yeri. Havanın güzelliği umurunda bile değildi kadının. Tek düşündüğü karşısında oturan, gri kocaman gözleriyle kendini izleyen bu adamı ne kadar sevdiğiydi.Üşüdüğünü hissedip hırkasının kollarını parmak uçlarına kadar çekti.


“Üşümeyi seviyorum.” dedi. “Ama yalnızca sen yanımdayken.Sonbaharı, renksiz gökyüzünü, kemiklerimi titreten bu havayı seviyorum. İnsanların ezip geçtiği kurumuş yaprakları, ezilirken çıkardıkları sesleri, yağmur yüzünden ıslak kalmış bankları seviyorum.Aslında bu şehrin her yanını seviyorum, sırf sen buradasın diye..Sen bu şehrin sokaklarında yürüyorsun, bu şehirde soluk alıp veriyorsun diye. Geçirdiğim kötü günleri seviyorum, hava kararıp kollarında teselli bulacağım diye.Küçücük, yıpranmış ellerimi seviyorum.Sen onları tutuyor,bırakmıyorsun diye.Kendimi bile seviyorum şu sıralar; seninleyim, seninim, sana aidim diye. Dokunduğun her şeye anlam katıyorsun sevgilim.Bana bile. Sensiz bir anlamım olmaz benim, sen hiç bırakma beni.”

Sırtını dayadığı göğsünün inip kalkışını hissetti adamın. Kalp atışlarının hızlanışını, ellerinin ellerini biraz daha sıktığını hissetti.

“Avuç içlerimin,ellerin olmadan ısınacağı, kulaklarımın sesini duyamayacağı, güzel gözlerini göremeyeceğim, kalp atışlarını yüreğimde hissedemeyeceğim bir gün bile düşünemiyorken, seni nasıl olur da bırakırım zaten?” dedi adam.

Çenesini çok sevdiği bu kadının omuz boşluğuna dayadı, kokusuyla boğulmak istercesine çekti içine. Artık üşümüyordu, tek bir insanın sözlerinin içini ısıtmasına şaşıyordu.
Sıkıca sarıldılar birbirlerine, tek beden olmak,içinde saklamak, korumak ister gibi.

Söz verdiler birbirlerine, birlikte öleceklerdi. Ve o güne dek birbirlerini kayıtsızca seveceklerdi.


Alıntı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir